Boş Bir Öğleden Sonrayı Bursa'da Nasıl Değerlendirebilirsiniz? - bursadabugunler.net.tc

Boş Bir Öğleden Sonrayı Bursa’da Nasıl Değerlendirebilirsiniz?

Bursa’da boş bir öğleden sonra mı kaldı?

Bursa‘da birden bire birkaç saatlik boş vaktin olduğunu fark ediyorsun. Panik yapma. Aslında bu şehir, kısa zamanda bile insanı doyuracak kadar dolu. Ben yıllardır yolları arşınlıyorum, Bursa’ya her gelişimde farklı bir köşesini keşfediyorum. İlk gittiğimde dikkatimi çeken şey, şehrin hem tarihi hem de doğayla iç içe olmasıydı. Öğleden sonra vaktini değerlendirmek için birkaç sağlam önerim var.

Kahve içmek için Koza Han’a gitmeni öneririm. Oranın ambiyansı başka. Bursa‘nın en eski hanlarından biri burası. İçeri girer girmez ipek tüccarlarının eski günlerini hissediyorsun. Avludaki dev çınar ağacının altında otur, Türk kahvesi söyle. Yanına da bir dilim cevizli pestil al. Tadına doyum olmaz.

Bursa denince akla ilk gelen şeylerden biri de İskender. Ama öğleden sonra ağır kaçabilir. Onun yerine hafif bir şey istiyorsan, Setbaşı civarındaki küçük esnaf lokantalarından birine uğra. Yoğurtlu mantı yapan bir yer var, unutulmaz. Porsiyonları da küçük, midene yük olmaz.

Tarihi dokuyu hissetmek istersen

Ulu Cami’ye doğru yürüyüşe çık. Caminin içindeki o muhteşem yazılar ve sessizlik, insanın zihnini açıyor. Özellikle öğleden sonra güneş ışığı vitraylardan sızarken inanılmaz güzel görünüyor. Ben ilk defa orada otururken neredeyse yarım saat fark etmemiştim. Zaman duruyor resmen.

Caminin hemen yanındaki çarşıya dal. Küçük dükkanlarda satılan ipek eşarplar, bakır taslar, el yapımı sabunlar… Gözüne hoş gelen ne varsa al. Pazarlık etmeyi unutma. Bursa’nın esnafı bu konuda epey yetenekli.

Doğayla baş başa kalmak için

Eğer şehir merkezinden biraz uzaklaşmak istersen, Uludağ’ın eteklerine doğru giden yollara sap. Teleferikle çıkmana gerek yok. Arabayla ya da dolmuşla Muradiye’ye kadar gidebilirsin. Oradaki Osmanlı mezarlıkları ve eski evler inanılmaz huzur verici. Kuş seslerinden başka bir şey duymuyorsun.

Benim en sevdiğim noktalardan biri de Gölyazı. Bursa‘nın bu küçük balıkçı kasabası, öğleden sonra vaktine cuk oturuyor. Göl kenarında yürürken martı sesleri, balık kokusu ve rüzgar… Hepsi bir arada. Özellikle sonbaharda yaprakların renk değiştirdiği dönemlerde burası cennet gibi oluyor.

Kültür ve sanat sevenler için alternatifler

Merinos Kültür Merkezi’ne uğrayabilirsin. Genelde güzel sergiler oluyor. Eğer sergiye denk gelirsen şanslısın. Yoksa hemen yanındaki parkta biraz vakit geçirebilirsin. İnsanların piknik yaptığı, çocuklarının koştuğu, yaşlıların sohbet ettiği o park. Bursa’nın en samimi yerlerinden biri bence.

Şehrin biraz daha batısında yer alan Cumalıkızık köyü de harika bir seçenek. UNESCO listesindeki bu eski Osmanlı köyü, taş evleri ve dar sokaklarıyla tam bir zaman yolculuğu hissi veriyor. Öğleden sonra kahvaltısı yapan yerler de var. Gözleme ve köy peyniriyle birlikte ayran içmek gibisi yok.

Hızlı ve keyifli bir rota önerisi

Öğleden sonranı planlı şekilde değerlendirmek istersen şöyle bir rota yapabilirsin: Önce Tophane’de başlayıp Hisar bölgesini gez, oradan Kaleiçi’ne in, biraz ara sokaklarda kaybol. Sonra da Kapalıçarşı’da mola ver. Bu rotada hem tarih koklarsın hem de şehrin nabzını tutarsın.

Kapalıçarşı içinde bulabileceğin en iyi şeylerden biri de kestane şekeri. Bursa kestane şekeri deyince akla gelen ilk yerlerden biri burası. Biraz al, yanına da vişne suyu söyle. Hem tatlı ihtiyacını giderir hem de enerjini yükseltir.

Şehrin sokak lezzetlerini de es geçme. Özellikle Tahıl Pazarı civarında satılan silme börekler ve ıslak hamburgerler efsane. Bunlar ağır şeyler gibi görünebilir ama porsiyonları küçük tuttuğun sürece sorun yaşamazsın.

Akşamüstüne doğru ne yapmalı?

Öğleden sonra yavaş yavaş akşamüstüne dönerken, şehrin en güzel manzaralarından birini izlemek istersen Yıldırım Bayezid Külliyesi’nin bahçesine çık. Oradan bütün Bursa ayaklarının altında. Özellikle güneş batarkenki renkler muhteşem.

Eğer daha sakin bir yer arıyorsan, Pınarbaşı’ndaki eski evlerin arasında dolaş. Restore edilmiş konakların bazıları kafe olmuş. Bir tanesinde Türk kahvesi içtim, tadı hâlâ damağımda. Duvarlarda eski Bursa fotoğrafları asılı, insanın içini acıtacak kadar güzel.

Bazı günler de hiçbir plan yapmadan sadece yürümeyi tercih ediyorum. Bursa‘nın ara sokaklarında kaybolmak bile başlı başına bir aktivite. Her köşeden farklı bir koku, farklı bir ses geliyor. Kimisi pide fırını, kimisi ıhlamur ağacı, kimisi de eski bir caminin ezanı.

Tabii bütün bunları yaparken su içmeyi ihmal etme. Özellikle yazın Bursa epey sıcak olabiliyor. Yanına küçük bir şişe su al, bol bol mola ver. Ayakların da acıyabilir, rahat ayakkabılar giymeyi unutma.

Benim için Bursa‘da en güzel şeylerden biri de insanların samimiyeti. Yolda sorduğun her soruya gülümseyerek cevap veriyorlar. ‘Abi şuraya nasıl giderim?’ dediğinde bazen seni oraya kadar götüren bile çıkıyor. Bu sıcakkanlılık insanı rahatlatıyor.

Boş bir öğleden sonrayı Bursa‘da değerlendirmek aslında hiç de zor değil. Yeter ki gözünü aç, etrafı iyi gözlemle. Çünkü bu şehirde her köşe başı bir hikaye anlatıyor. Sen de o hikayenin bir parçası olmaya ne dersin?